Yelda Baskın

Bakırköy Belediye Tiyatroları – Yelda Baskın Röportajı

Yelda Baskın, Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı. 11 yıl önce benim tiyatro hocamdı. Midasın Kulakları isimli oyuna çalıştığımızı hatırlıyorum, ortaokul yıllarında bana tiyatroyu sevdiren bir hocaya, tiyatrocuya sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Kendisi ile yıllar sonra BBT’de buluştuk ve tiyatro ve sanat hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbet kıvamında gerçekleşen bu röportajdan çok şey öğrendim, çok keyif aldım. Buradan da sevgili Yelda hocama tekrar teşekkür ediyorum.
 
Bakırköy Belediye Tiyatrosunun kısa bir hikayesini dinleyelim sizden…
Türkiye’nin üçüncü ödenekli, ilk ve tek ilçe tiyatrosu olan BBT’nin  hikayesi, 1989 Yılında Vakıf Tiyatrosu olarak, Adile Naşit Kültür Merkezi’nde,  sahnelenen Taner Barlas’ın “Zilli Zarife” oyunu ile başlıyor. 1991 yılında ise  BBT (Bakırköy Belediye Tiyatroları)ismini alarak hocam Zeliha Berksoy tarafından resmen kuruluyor. O zamanlar Aziz Nesin Sahnesi varmış. Daha sonra, yine aynı yıl hala ikamet ettiğimiz  eski Baruthane binası Metin Deniz’in hazırladığı plan ve projelerle tiyatro mekanınına dönüştürülüyor. 1993 ‘te Yunus Emre Kültür Merkezi olarak kullanıma açılıyor. Kurucusu Zeliha Berksoy’un ardından genel sanat yönetmenliğini Pekcan Koşar, Müşfik Kenter, Kadriye Kenter  yapmış. 25. Yılını kutlayacağımız BBT çeyrek asrı devirmiş oluyor.
BBT nasıl bir süreçten geçerek kendi genel sanat yönetmenini seçme kararı aldı?
Kendi adıma söyleyebilirim ki Gezi süreci hayatımı oldukça fazla değiştirdi. Yaşadığım ülkeyle ve kentle bağımı güçlendiren bir süreç bu. Ve aklım sorularla doldu. Şikayetçi olduğum her konuda ben ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Kendi hayatımda, yaşadığım sokakta, çalıştığım tiyatroda… Bu soruları yalnız ben sormuyormuşum ki BBT de diğer oyuncu arkadaşlarımla bir araya geldik. Bu bir araya geliş daha öncekilerden farklıydı. Bir oyunun provası için değildi. Biraz daha geniş bir anlamı olan Nasıl bir tiyatro? sorusuyla toplandık. Başlarda bu soru bu kadar net olarak durmuyordu karşımızda… Sadece bir parçası olduğumuz tiyatromuzda doğru bulmadığımız, eksik bulduğumuz şeyleri dile getirmekle başladık. Gitgide netleştik ve Nasıl Bir Tiyatro istiyoruz sorusunu sormaya başladık. İlk olarak da yönetmeliğimizin tam anlamıyla uygulanmasını talep ettik. Yönetmeliğimizde Genel Sanat Yönetmeni sahne çalışanları tarafından seçilmesi üzerine olan maddenin peşine düştük. Çünkü tiyatroyu tiyatrocular yönetir. Belediye Başkanımız da seçim sonucunu demokratik bir  bakışla değerlendirdi ve en çok oy alan aday Alican Yücesoy seçilen en genç Genel Sanat Yönetmeni oldu. 
Seçimi nasıl gerçekleştirdiniz?
Gerçek bir seçim süreci işledi. Öncelikle ülkedeki sanat  platformlarında taleplerimizi dillendirdik. Bizleri destekleyen kurum ve kişilerle bir araya geldik.  Bakırköy, İstanbul, Türkiye nasıl bir tiyatroya sahip olmalı sorusu çevresinde çalışıp bir dosya hazırladık. Bu dosya sadece oyun seçimleriyle ilgili bir dosya değildi. Bu dosyada tiyatro çalışanlarının sıkıntıları, tiyatromuzun değişen dünya ile bağlarını güçlendirmek adına bir çok proje vardı. Bu dosyayı on kişi hazırladık. Aslında tüm süreci de bu on kişi birlik içinde çalışarak götürdü. Alican, bu on kişi arasından seçtiğimiz genel sanat yönetmeni adayımızdı.  Ve hep birlikte yapmak istediklerimizi anlatmaya başladık tiyatrodaki sahne çalışanlarına… Oyuncularla, teknik ekiple birlikte vakit geçirdik. O on kişinin hayaline inan çalışanlar seçim günü Alican Yücesoy’un oy farkıyla seçimi kazanmasını sağladılar. Böylece biz kazandık. Değişimi, yenilenmeyi isteyenler kazandı. Bu çok kıymetli bir olay.  Açıkçası ben BBT ‘yi hep küçük Türkiye gibi görürüm. Koca ülkede hayal kırıklığı yaşamayan tek vatandaş yok. Eğer BBT’de işler umduğumuz gibi gitmeseydi oldukça büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirdim. Benim için bir umut oldu geçirdiğimiz bir yıl ve seçim sonucu….  Ama herşey yeni başladı. Yapılacak çok iş var. Hayal ettiklerimizi gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Şimdi çalışma zamanı…
Seçim bitti ve bizi bekleyen yeniliklerden bahsedelim..
Öncelikle repertuvarımızdan bahsediyim. Oldukça renkli ve iyi bir sezon bizi bekliyor. 1 Ekim’ de perdelerimizi İngiliz yönetmen Tim Supple ‘n yönettiği bir Shakespeare komedisi Yanlışlıklar Komedyası ile açıyoruz. 10 Ekim’de benim yönettiğim  çocuk oyunu Köşe Bucak İstanbul prömiyer yapacak. Ardından Yiğit Sertdemir’in yöneteceği ‘Yarın Başka Koruda’ isimli oyunu ile Melih Cevdet Anday’ı doğumunun 100. Yılı olması nedeniyle anıyoruz.Genç kuşak Alman oyun yazarlarından Wolfram Lotz’un pek çok ödüle değer görülen ‘Gülünç Karanlık’ isimli eserini, Almanya’nın önde gelen çağdaş yönetmenlerinden Nurkan Erpulat yönetecek. Doğacan Taşpınar’ın yöneteceği  ‘Pof’la Paf’ isimli çocuk oyunumuz var. Sonra genç bir yazar olan Ahmet Sami Özbudak ile, zengin bir geçmişe sahip olan Bakırköy ile ilintili bir hikaye fikri üzerine çalışmalara başladık.  Bir de BBT’nin İstanbul Tiyatro Festivali’ne sunduğu proje var. İnci Aral’ın dokuz öyküden oluşan kitabından, Emrah Eren’in sahneye uyarlayacağı ‘Kıran Resimleri’ isimli oyun var repertuvarda…   Tabi başkayeni oyun süprizleri de olabilir. Geçen sezondan Özen yula’nın yazıp yönettiği Ben O İstanbul’u Çok Sevdim oynayacak. Yine sezonun sonunda prömiyer yapmış iki oyunumuz Oğuz Utku Güneş’in yönettiği Jean Genet’in Hizmetçiler oyunu ile Zehra İpşiroğlu’nun yazdığı, Ayla Algan’ın yönettiği Leyla, Lena ve Ötekiler oyunu var.     
Artık tiyatromuza ait bir internet sitemiz var. Seyircilerimiz internet sitesine girip oyunlar hakkında bilgili sahibi olabilirler. İnternet sitemiz üzerinden kendi yerlerini seçip bilet alabilirler. Bu çok önemli günümüz dünyasında… Ve Turhan Tuzcu Sahnesi’nin değişimi söz konusu… Modern bir sahne haline gelmesi için çalışıyoruz. Ve daha bir çok şey var. Merak edenler bizi sitemizden takip 
edebilirler.
BBT’nin gerçekleştirdiği genel sanat yönetmeni seçiminden sonra diğer tiyatrolarda da bu şekilde bir seçim gözlendi mi? 

Henüz böyle bir şey görmedik ama zaten tiyatrolar özerk bir yapıyla çalışmalı zaten. Sosyal devlet bu noktada destek olmakla yükümlüdür.

Destekten çok köstek olunan bir dönemdeyiz sanki… Örneğin oyunlara dahi yasaklar geliyor. Oyun planınına tiyatro ve halk tarafından karar verilmesi gerekirken devlet bu konuda ciddi bir sansür uyguluyor.
Evet, böyle bir şey var ve çok da tehlikeli. Ama bizim tiyatroda böyle bir durum söz konusu değil. BBT’nin bundan önceki dönemleri de dahil olmakla belediye başkanları herhangi bir oyun seçimine müdahale de bulunmadı.

Bir yandan da Beyoğlu, Karaköy, Kadıköy gibi lokasyonlara baktığımızda sanatsal faaliyetler için ciddi salonlar, mekanlar, devlet ve şehir tiyatrolarını görebiliyoruz. Ama Topkapı’dan itibaren Bakırköy ve Bahçelievler’e gelindiğinde çok büyük bir eksik var. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz, BBT böyle geniş bir alanda tek olmak konusunda avantajlı mı?
Bana kalsa her sokakta, her mahallede tiyatro olmalı. Tiyatro insanların ayağına gitmeli. Ama ülke şartları ve onunla paralel giden kültür politikası bunu engel. Bu bir yıllık veya iki, üç yıllık bir durum değil. Taksim’deki sahneleri bile ne kadar yaşatabiliyoruz ki. Ben özel tiyatro da (OYUNHAVASI) yapıyorum. Ve biliyorum ne kadar zor olduğunu… Mekan sahibi olan tiyatrolar mekanlarını ayakta tutabilmek için insan üstü bir çalışma içindeler.  Konservatuarda okurken AKM vardı. Taksim Sahnesi vardı. Şimdi yoklar. Karaca Tiyatro şu an devre dışında… Alternatif açılan sahneler hareketliliği sağlıyor. Kültür-sanat kurumlarının destek görerek, yayılmacı bir politika izlemesi gerekiyor. Bu da ancak devletin yürüteceği bir kültür politikası ile olabilir. Yani böyle avantaj olmaz olsun. ☺ Ama şunu söyleyebilirim ki bizler Topkapı’dan yani Surdışı’dan sonra BBT’nin ne kadar önemli bir yer işgal ettiğinin, ciddi bir ihtiyacı karşıladığının farkındayız.
Son olarak yıllardır tiyatronuza gelen kemik kitlenin yanı sıra gençlere yönelik nasıl bir politika izliyorsunuz?

Bir tiyatronun 25 yıl boyunca ayakta kalabilmesi hiç kolay değil. Kemikleşmiş ve bizi hiç yalnız bırakmayan bir seyircimiz var evet… Ama bizim kemik kitlemiz sadece belli bir yaşın üstü seyircilerden oluşmuyor. Genç seyircimiz de var. Yine de İnternet sitesi ve sosyal medya hesaplarının katkısıyla internette görünürlüğümüz artacak ve genç arkadaşlarımıza ulaşmak bizim için belki de daha kolay olacak… Konsevatuvara hazırlık atölyeleri düzenleyeceğiz BBT olarak. Atölye tarihleri sitemizde duyurulacak, takip edebilir ilgilenenler… Tabii bir çok sosyal sorumluluk projemiz var hayata geçmeyi bekleyen ve başka başka projeler… Tiyatro yaşayan bir sanat. Güncel olana sanatın herhangi bir dalında tiyatrodaki kadar hızlı bir tepki veremezsin. Ve biz bunu yapmak istiyoruz. BBT’nin yaşayan bir organizma gibi her daim kendisini yenileyerek yola devam etmesi gerçekten şahane olur değil mi? Hepimiz için.

 

error: Content is protected !!