Elif Çağlar

Yaklaşık bir yıl önce Kuşadası ve Efes seyahatlerim sırasında Türkiye’nin değerli caz kadın vokallerinden olan Elif Çağlar ile iletişime geçmiştim. Bir konser hazırlık sürecini yani provayı gözlemleyerek röportaj yapmak istediğimi belirttim ve uygun konser tarihleri üzerine konuşmaya başladık. Tabii aradan 1 yıl geçince ben tekrar hatırlattım ve sonrasında 10 gün içerisinde hayalim gerçekleşmiş oldu. Tıpkı “Kadrajdaki Hikaye” gibi. Siz de benim gibi kamera arkası sürecini merak edenlerden misiniz? Sahnedeki iş beni heyecanlandırmaya başladığında hemen kamera arkası sürecini merak ediyorum. Hazırlık sürecini, ufak-tefek telaşları, tecrübe kokan tatlı heyecanları ve tüm bu detayları gözlemlemek bana inanılmaz keyif veriyor. 22 Ağustos Denizde Caz konserine davetli olarak katıldım ve Elif Çağlar ile sohbet edip, dilediğimi ona sorabilme şansı yakaladım. Röportaj sorularını e-mail yolu ilettiğim için aslında bu sohbet gerçekten tamamen hayatın akışına göre gerçekleşti. Elif Çağlar’ın müziğe başlama hikayesini, New York günlerini, burada ders verdiği öğrencilerini, Gezi sürecinden etkilenen ve bağış fonu ile oluşan son albümü Misfit’i konuştuk. Öyleyse röportaja geçelim;

Çocukluğunuzda evde bulunan bir org ile müziğe başlıyor ve daha sonra okul korosunda yer alıyorsunuz. Bu süreçte caz ile tanışmanız nasıl oldu? Babam bir iş gezisi dönüşünde karışık bir caz albümü getirdi, içinde Ella Fitzgerald, Frank Sinatra, Billie Holiday…gibi efsaneler vardı, daha önce dinlediğim müziklere benzemiyordu hiç, kafamda ayrı bir yere koydum.

Söz, müzik ve aranjmanların size ait olduğu ilk albümünüz “M-U-S-I-C” dinleyici ile buluştuğunda neler hissettiniz? Türkiye müzik tarihinde bir kadın caz vokalistinin tüm söz, müzik ve aranjmanlarını yazdığı, ilk İngilizce albüm olması çok özel bir his olsa gerek.. Çok garip ve güzel bir his, sizin bir parçanız olan şarkılar birden başka gönüllere de hitap etmeye başlıyor, buna bir süre inanamadım. İşin o ilk olma kısmının, çıkana kadar biz de farkında değildik pek, sadece inandığım şeyi yapıyordum.

“M-U-S-I-C “ şarkısında sanki kendi manifestosunu yayınlayan ve hikayesini anlatan bir Elif Çağlar var. İlk albüme adını vermesinin nedeni de bu olabilir mi? Aynen öyle. Özellikle aynı ismi taşıyan şarkıda tamamen kendi düşünce ve deneyimlerimi paylaşıyorum, biraz dertleşme tadında…

2014 yılında çıkan “Hafif Batı Müziği” single’nın Türkçe sözlü olmasını nedeni neydi? Dinleyenler de merak ediyordu, ben de yazıyordum arada Türkçe şarkılar, beklemedeydi Türkçe single fikri yani zaten. Konuk olarak katıldığım Blues ile Birlikte Hayata projesinde Chicago’lu müzisyenler ile eski Türkçe rock şarkılardan yorumlamıştık, o albümün çıkışından sonra doğru vakit gibi göründü, yorum üzerine kurulu bir albümün ardından bir de kendi yazdıklarımı takdim edeyim demek istedim bir nevi. Ara ara aynı şekilde çalışmalar yayınlamaya devam edeceğim.

Son albümünüz olan “Misfit” yürüttüğünüz destek kampanyası ile dinleyicilerin de katkıda bulunduğu bir albüm oldu. Bağış toplama fikri nasıl gelişti? Sponsor arayışlarımız sonuç vermeyip, çok da zamanımızı alınca, dünyada sıkça yapılan kitlesel fonlama yönteminde karar kıldık. Fikri hem arkadaşlar, hem de bazı dinleyiciler verdi desem! Onların desteğine başından inandım bu şekilde, iyi ki yapmışız, başka müzisyenlere de hayallerini gerçekleştirme fırsatını sağlar umarım, ki şimdiden gerçekleşen birkaç kampanya oldu.

Bir şarkının hikayesini anlatacak olursanız; albüm hazırlığı esnasında sözler mi yoksa müzik mi ilk etapta şekilleniyor? Tek bir şekilde yazamadım hiç, bazen melodi gelir önce, bazen sözler, bazen armoni gelir, bazen üçü bir arada ya da ikili kombinasyonlarla diyeyim 🙂

Hayatınızda sizi etkileyen ve yer eden sesler neler? İnsan seslerinden gidersek Ella Fitzgerald, ilk duyduğumda “dünyanın en güzel sesine bu kadın sahip sanırım” diye düşünmüştüm çocukken. Ama genel anlamda seslerden bahsediyorsak, gecenin geç saatlerinde sakinleşen şehir sesi, doğanın tüm sesleri, evdeki tanıdık sesler…hepsinin mühim bir yeri var bazen farkında olamasak da.

Bir caz müzik sanatçısı olarak; New York’ta müzisyen olmakla, İstanbul’da müzisyen olmanın farkları neler? En kısa haliyle New York tam anlamıyla bir caz şehri, kulüplerden, okullara, festivallere, etkinliklere, cazla ilgili her zaman heyecan bir aktivite bulabilirsiniz. İstanbul muhteşem bir şehir, ama caz açısından daha yeni yeni ve yavaş şekilde güzel gelişmeler oluyor. Müzisyene de direkt olarak birçok şekilde yansıyor şehrin imkanları.

Ne kadar sıklıkla seyahat ediyorsunuz? Konserleri düşünürsek genelde her ay seyahat durumu oluyor ama keyif için maalesef istediğim kadar zaman yaratamıyorum. Senede totalde on beş gün tatil yapabiliyorumdur, kurumsal çalışanları gibi.

Size ilham veren farklı sanat disiplinleri var mı? Edebiyat tabii başta, çocukluğumdan beri okuduğum baş ucu kitabım ya da kitaplarım oldu, hikaye anlatmayı önce okuyarak öğrendim tabii olarak.

Genç müzisyenlere sizin gibi özgün ve başarılı olabilmeleri için neler tavsiye edersiniz? Teşekkür ediyorum öncelikle. İnandıklarından vazgeçmemelerini, kolay yolun keyfine kendilerini bırakmamalarını, yeteneklerinin altını bilgi ile sağlamlaştırmalarını ve hep öğrenci kalmalarını, sürekli yeni şeyler aramalarını, sınırlarını esnetmeye çalışmalarını öneririm.

Son olarak röportajı hangi şarkı ile sonlandırmak isterdiniz? Sorularımı yanıtlayarak bana ve blog okuyucularıma ilham kaynağı olduğunuz için teşekkür ederim. Konser kapanışlarımı genelde “Universal Love” ile yaparım, onu söyleyerek sonlandırayım röportajımızı da 🙂 Ne mutlu, çok teşekkür ederim sana ve okuyan herkese, sevgilerle…

Prova ve Konser anından detaylar:

  • Kapı açılış saatinden bir saat önce 18.00’de provalar başlıyor.
  • Akşamın ilerleyen saatlerinde yağış beklendiği için konser The Prime Time Cruise orta salonunda yapılıyor. Elif Çağlar geçen yıl da aynı sebepten ötürü dışarıda olamadıklarını belirtiyor.
  • Piyanoda Çağrı Sertel, kontrbasta Volkan Hürsever ve davulda Ferit Odman var.
  • Prova esnasında konserde ara olacağı konuşuluyor müzisyenler arasında. Herkes ara vermenin tatsız olduğunu düşünüyor.
  • Müzisyenler arasındaki iletişim çok eğlenceli bir ara Çağrı Sertel prova alırken Ferit Odman sesleniyor; “ses yapmazsak burada biramızı içiyoruz..”
  • Dinleyiciler gelmeye başladığında da Elif Çağlar insanların arasında dolanıyor. Her adımda bir samimiyet ve keyif var:)
  • Sahne öncesi hemen selfie için dürtenler de oluyor hatta.
  • Elif Çağlar Misfit ile başlıyor konsere, dinleyici Music albümüne daha aşina gibi duruyor.
  • “Dokuz sekizlik ritim severlere caz konforunda oynama şansı” Elif Çağlar, Misfit albümündeki bir şarkısını betimliyor:)
  • Ara sonrası aklımda bir soru varİ “say where you’re at” çalacak mı diye düşünüyorum, ve o an geliyor duymaya başlıyorum. Kesinlikle konserin en duygulu, hisli anlarından. Bu şarkıyı “Elif Çağlar’dan canlı canlı dinlemeden ölmemek lazım” dedirtiyor. Öyle bir performans..
  • Performans esnasında Elif Çağlar sık sık sahnenin kenarına doğru çekiliyor; piyano, kontrbas ve davulu dans ederek dinliyor ve sık sık sololar esnasında alkış başlatıyor..
  • Ve konser sonrası Elif Çağlar’ın yanına koşup, albüm imzalatan, yüzündeki hazla ayrılan dinleyiciler.
error: Content is protected !!