Lıfe Style

Avokado ve Nohutlu Kinoa Salatası – Ara Kafe

28 Haziran 2016
ara-cafe-taksim

 

Kinoa da kinoa sevgili okuyucular. Üniversite son sınıfta bitirme projemi hazırlarken hatırladığım en son bir an var, o da sponsor arayışı esnasında haftalar boyunca yanıt gelmeyen mail’ler, bağlanamayan telefonlar, bana 9 yıllık keman eğitimimden daha fazla klasik müzik dinleten kurumsal telefon aktarma müzikleri.. Onların bir adı var mı? Peki bütün bunların kinoa ile ne alakası var? Merve yemek blogger’ı gibi yazı yazmayı nereden öğrendi? 

İşte o stresli dönemde çoğu işim bilgisayar başında mail yazarak, proje dosyasını tamamlayarak ve elimde telefon kurumlara-kişilere ulaşmakla geçiyordu. En büyük destekçim; içine tatlı kaşığı batırılmış nutella kavanozuydu. Aşk acısını nutella ile dindirenler kadar romantik bir hikayem yok. Koca bir fincan kahvenin yanında, asla yanıt gelmeyen sponsorluk taleplerinde en büyük destekçimdi nutella.

Bir süre sonra fark ettim ki, tatlıya olan bu düşkünlüğüm ziyadesiyle beni yoruyor. Anlık kazandığım enerji saatler içerisinde fena bir uyku haline dönüşüyor ve yere yığılacak hale geliyorum. Bu konuyu biraz araştırdığımızda zaten herkesin insülin direnci, rafine şeker hakkında konuştuğunu göreceksiniz. İşte ben bu süreci kendi vücudumda gözlemlemiş oldum ve o günlerden sonra şekeri bırakmaya, olabildiğince kullanmamaya karar verdim. Çünkü şeker insanı, beynini uyuşturuyor. Tabi öyle kolay olmadı bu, halen de zorlandığım zamanlar oluyor. Neredeyse damak zevkim tatlı üzerine inşa edilmiş ama insanoğlu isteyince başarıyor sevgili okuyucu. Merak etme konu birazdan kinoa’ya da bağlanacak..

Şeker, rafine şeker derken işlenmiş gıdalara karşı da bir tepki duyuyor insan. Ben zaten çocukluğumdan beri bir şeyler karıştırıp, yaratmaya meraklıyım. Gerçekten de ilk kez denediğimde yaptığım kısır, mercimek köftesi veya barbunya bile inanılmaz lezzetliydi. (İnsan kendini böyle över mi?) Bu ilgi alakamı doğru gıdalarla birleştirince ortaya çıkan sonuca benim bile şaşırdığım zamanlar oldu. Örneğin; vegan gronala yapmıştım, bir şey bu kadar sağlıklı ve lezzetli nasıl olabilirdi? Olmuştu.

Kısır gerçekten müthiş bir şey. Hem salata hem de asla salata kadar sıkıcı değil. Hem doyuruyor, hem şişiriyor hem de bütün bunları keyifle yaptırıyor. Kinoa da kısırın kuzeni benim için. Bol yeşillik, yeşil soğan, biraz ceviz ve güzel bir zeytin yağı ve nar ekşisi ile o kinoa neler olur neler. İşte böyle bir tarifi Ara Kafe’de buldum ben. İçerisine nohut koyuyorlar, avokado koyuyorlar, yeşillik, domates ve soğanı eksik etmiyorlar ortaya fotoğraflarda gördüğünüz muazzam şey çıkıyor. Üzerinde de keçi peyniri ile servis ediyorlar, ben onun büyük bir hayranı değilim. Yanımda benimle beraber yemek yiyen biri varsa onun tabağına paslıyorum. “Sağlıklı beslenmek” hakkında tavsiyeler vererek yazıyı sonlandırmayacağım ama şunu söylemek istiyorum; dışarıda yemek yerken yalnızca fast-food var, insanlarımız kötü besleniyor klişelerini bence bir kenara bırakalım. Evet üretimi kolay olan, o yanmış yağlı yiyecekler her yerde ama arayan bulur sayın seyirciler.

Bir de pek yakında biraz daha çileden çıkarsam “et yemiyorum” dediğim zamanlarda insanlardan gelen “peki ne yiyorsun, nasıl doyuyorsun” sorusu üzerine de bir yazı yazabilirim. İnsanlar çoğu zaman müthiş bir zeytinyağlı yemek kültürümüzün olduğunu unutuyorlar. Bir başka yazıda, buraya gelip yalnızca kebap yiyerek ülkesine dönen turistleri de anlatmak isterim. Bir mücver, bir kabak çiçeği dolması, bir zeytinyağlı fasulye yiyemeden dönüyorlar. “I love Istanbul, I love zeytinyagli fasulye” dedirtmeye geliyorum.. Endişeye mahal yok, bir sonraki yazıda yeni bir sergi tavsiyesi ile burada olacağım. Ciao!

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Haftanın Özeti #4 Temmuz | Merve Tuncay Blog 8 Temmuz 2016 at 21:22

    […] son yazdığım sağlıklı beslenme (Ara Kafe yazımı okudunuz mu?  O yazıya ithafen size sağlıklı bir atıştırmalık tarifi vermek […]

  • Bir Cevap Yazın

    error: Content is protected !!