Genel

Üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler

28 Temmuz 2015
üniversite-tavsiyeler
3 farklı lisede hiçbirinden de çok keyif almadan okudum. Bu nedenle hep üniversitenin daha farklı olacağına inandım. Şimdi bunu okuyan tüm mezunlar diyordur ki “ya üniversite eğitimi aslında pek de bir şey değiştirmedi, özel üniversiteler zaten parayı veren giriyor rerörö”. Evet, tabii bu yorumlara ben de katılıyorum. Ama şöyle bir nokta var ki, üniversitede aldığınız eğitimi şekillendirmek sizin elinizde. Kendi bölümünden/okulundan memnun olmayan kaç kişi, başka merak ettiği bölümün derslerine girdi ve alternatifler aradı ki? Benim çevremde sık sık söylenen ve suçu kurumlara atıp, yan gelip yatanlar var. Boşu boşuna geçirilen bir 4 yılın da kimseye faydası yok.
“Kadrajdaki Hikaye” isimli bitirme projemin afişlerini ve davetiyesini kendi ilkokul ve liseme götürdüğümde benim zamanımda bolca tiyatro, fotoğraf gibi birçok sanat kulübü olan okulun yalnızca test çözen ve test çözdüren bir eğitime doğru yol aldığını görmüştüm. Bu durumda ben biraz daha sanatla ilgisi olan ve “Sanat ve Tasarım” – “Güzel Sanatlar” gibi fakültelerde okumak isteyenlere yönelik tavsiyeler vereceğim.
 
Hangi bölümü seçeceğim?
İlk etapta üniversiteyi seçmeden önce okumak istenen bölümü bulmanın büyük faydası var. Zaten buna göre alternatifler belirlemek daha mantıklı. X bölüm 4 farklı üniversitede var diye yola çıkıp, hangisinin eğitiminin daha iyi olduğunu araştırmayı tavsiye ederim. Benim girdiğim yıllarda bir Radyo-Televizyon furyası vardı. Sinema ile ilgili bir şeyler okumak isteyenler hemen tercih ediyordu. İsmi de eğlenceli duruyor; ama bu sizi yanıltmasın. Setlerde teknik eleman olarak (kamera asistanı, ışık asistanı, ses asistanı) çalışmak istiyorsanız tercih edin. Eğer benim yazarlığa ya da oyunculuğa yatkınlığım var derseniz 4 yıllık Radyo-Televizyon ihtiyacınızı karşılamayabilir. Püf nokta eğilimi bulmak ve ona yönelmek. Mesela Sanat Tarihi gibi bir bölüm okumak birden fazla disiplinlere yönelmenizi sağlayabilir. Yani; güzel bir zemin oluşturacak genel kültür ve pratik elde etmek bence üniversite eğitimin en temel noktası. Ben ise Sanat Yönetimi okudum. %90 bölüm öğrencileri sanat yönetmeni olacağına inanarak bölüme geldi. Bölümün kendisi sahne sanatları ve plastik sanatlar diye ikiye ayrılıyor. Yani İngilizce tabiriyle “Arts Management” küratörlük ve sanat danışmanlığı gibi işlerin eğitimini veriyor. Bir nev-i sanatsal işletmecilik. Ciddi anlamda sanata merakı olan, uluslararası sanat etkinliklerinden haberdar olup, bienal nedir bilen ve yabancı dili olan arkadaşların bu bölümü seçmesini tavsiye ederim.
Hangi okula gideceğim?
Puan ve bölüm kararı faktörlerini hallettikten sonra eğer bir özel üniversiteye yerleşecekseniz mutlaka düşündüğünüz üniversiteleri ve ilgili bölümlerini ziyaret edin. Zaten hepsinin tanıtım standları oluyor. Eğer il dışındaysanız telefon edin, aradığınız kişi orada yoksa mail adresi isteyin ve öyle ulaşın. Ben böyle yazılar yazınca bazen çok teknik ve detay sorular geliyor işte aklınızda beliren o spesifik soruları gitmeyi düşündüğünüz okulu arayarak sorabilirsiniz. Kampüsleri gezin, okulda ne gibi faaliyetler yapabileceğinizi düşünün. Evinin arka odasını üniversite yapan kurumları tercih etmeyin.
Yabancı Dil ve Yurtdışı Bağlantıları Kurmak ERASMUS
Bölümünüz İngilizce olsun veya olmasın, eğer liseden gelen bir İngilizce altyapınız yoksa üniversitedeki 4 yıl sizin için biçilmiş kaftan. Aman bir şekilde hallederim demeyin. Olabildiğince speaking ağırlıklı kurslara katılın. Bunu pekiştirmek için de okulunuza gelen Erasmus öğrencilerine rehberlik eden Buddy’lik programlarına başvurun ve onlarla irtibatta olun. Üniversitenin ilk yılında liseye benzer bir eğitim olacağı için puanınızı yüksek tutmanız olası olacaktır. Bu sebeple 2. sınıfta Erasmus’a başvurmak en mantıklısı. Hem olur da alttan almanız (yani geçemediğiniz dersler) olursa 3. ve 4. sınıfta bu derslerden geçme şansınız olacaktır. Erasmus nedir, nasıl yapılır ve aklınıza gelebilecek yüzlerce soruyu yanıtladığım Erasmus programı hakkında merak edilenler yazımı mutlaka okuyun.
Danışmanlar, Bölüm Başkanları ve Öğretim Görevlileri
Her üniversitede ne yaptığı belli olmayan, hiçbir zaman odasında bulunmayan danışmanlar mevcuttur. Böylelerini es geçin ve zorlamayın. Ancak kafa dengi olanını bulduğunuz zaman ise her türlü çay,kahve sohbetini kendisi ile gerçekleştirin ve devamlı üniversite sonrası neler yapabileceğinizi konuşun. Bu sohbetler esnasında “akademik bir kariyer mi” istiyorsunuz karar verin. Yani araştırma görevlisi olarak üniversitede çalışıp yüksek lisans yapmak mı yoksa eğitimini aldığınız sektöre atılmak mı. Yine bunu öğrenim gördüğünüz 4 yıl içinde karar vermeniz sizin için avantajlı olacaktır. Ben galiba dünyanın en tatlı, en yardım sever bölüm başkanına sahiptim. Prof. Dr. Mehmet Üstünipek olur da buraları okursa sevgili hocam yeni mezun olmama rağmen sizi çok özledim(gözleri doldu). Hocalar ile olabildiğince sohbet edip, fikir danışabileceğiniz yakınlıkta ilişkiler kurun. Bunun okulun cafe’sinde saatlerce bölümdeki diğer kızları/erkekleri konuşmaktan ve “vize dönemi” selfie’si koymaktan daha faydalı olacağını göreceksiniz. Ben bütün projelerimi sevgili hocalarım sayesinde gerçekleştirdim. 10 tane hocanın içinden mutlaka 2-3 tanesi size harika fikirler verecektir; o kişileri arayın ve bulun.
Devamlılık ve diğer şeyler
Üniversite eğitiminde bazı derslerin devamlılık almaması bir öğrencinin başına gelebilecek en güzel şey. Kimi öğrenci hiç okula gitmiyor ve yalnızca vize-final dönemlerinde okula gelip, sınava giriyor. Çalışıyorsanız böylesi çok mantıklı. Ki üniversite eğitimi boyunca ihtiyacınız olsun ya da olmasın en azından part-time işlerde görev almak çok önemli. Tecrübe her şeydir. Devamlılığın olmaması bir avantaj olsa da daha sonra yığılan ve tuğla gibi olan notlarla derse çalışmak baya zor olabiliyor. Ben 3.20 gibi bir ortalama ile mezun oldum ve doğru düzgün sınava çalıştığımı hatırlamıyorum. Liseden beri hatta. Zaten oturup, okuyup anlamak istesem benim zihnime girmez. Mutlaka derste dinlemem ve görmem lazım. Hatta soru sormak en önemlisi.Anlamadığınızı sorun. Merak etmeyin, diğerleri de anlıyormuş gibi yapıyor. Üniversite eğitimi sırasında mutlaka öğrenilmesi gereken şey de “başkalarının ne düşündüğünü umursamamak”.
Sunular, projeler ve ödevler
Çoğu arkadaşım 20-30 kişilik bir sınıfın önünde bir şey anlatacağı zaman bile heyecanlanıyordu. Siz de böyle hissediyorsanız çok normal. İşte bunu yenmek için güzel bir fırsat. Bol bol proje, sunu yaptıran hocalarınız varsa ne ala. Ödevler hazırlarken copy-paste olmamasına özen gösterin demeyeceğim, copy-paste ödevler yapmayın. Gerekirse 2 paragraf olsun ama sizin cümleleriniz olsun. Bu dediğime bütün hocalar katılacaktır eminim. Ve bu gibi sunular esnasında teorik olarak bilginize ne kadar güvenirseniz anlatacak olduklarınız zihninizde daha kolay toparlanır. Elinize sayfalarca not print ederek o anda doğaçlama bir şeyler üretmeye çalışmayın; sonuç eeee, ııııı olarak kalıyor.
Expectations VS Reality 
  • Erasmus‘ta geçirdiğim 1 yıl kesinlikle burada aldığım eğitimin tümüne bedeldi. Elimden gelse 4 yılın tamamını orada okurdum.
  • Üniversite boyunca arkadaş grupları heeep değişir.
  • Çok faaliyetli gibi görünen kulüplerin genellikle pek bir şey yaptıkları yok. Mühim olan siz kendi aranızda bir şeyler planlayın ve yapın.
  • Hangi bölüm olursanız olun en az 1 kısa film çekimine katılmayanı üniversite öğrenciliği yaşamış saymıyoruz.
  • Vizede düşük gelen not finalde toparlanmıyor, ilk dönemin düşük notu ikinci dönem de yükseltilemediği gibi.
  • Sayfalarca not tutanın atomu parçaladığı görülmedi.
  • Umarım bahar şenliklerinde radyoda duymaya dahi tahammül edemediğiniz kişileri çağıran bir okulda okumazsınız.
  • Mezuniyet töreninde insan kendini süper kahraman gibi hissediyor, neyse ki bir gün sonra gelen “diplomalı işsiz” hissi paha biçilemez.
  • Öğrenci işleri transkript vermek dışında n’apıyor da bu kadar yoğunlar bilemiyoruz.
  • Eğer üniversitenin son yılında bitirme projesi gibi bir dersiniz/projeniz olacaksa bunu ciddiye alın. Mezun olmadan önce elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Ben bitirme projesi olarak fotoğraf sanatçısı Dilan Bozyel ile Maslak Sheraton Otel’in mekanı Qubbe’nin sponsorluğunda bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Yaklaşık 5-6 ayımı verdiğim proje sayesinde hayalimi gerçekleştirdim ve yine Erasmus tecrübesi gibi 4 yılda öğrenmeye yetmeyecek tecrübeler elde ettim. Bu süreci merak edenler detay detay anlattığım Kadrajdaki Hikaye yazılarıma bakabilir.

You Might Also Like

No Comments

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!