Seyahat, Türkiye

Bodrum (Sualtı Arkeoloji Müzesi)

28 Haziran 2015
bodrum-arkeoloji-müzesi
Şanslıyım ki son 2-3 yıl içerisinde birçok yere, ülkeye seyahat etme fırsatım oldu. Özellikle Almanya’da Güney’den Kuzey’e yaptığım 10 saatlik otobüs yolculukları ile birlikte kamyon şoförü edasıyla otobanlarını bile ezberler bir hale gelmiştim. Ama gel gör ki, Bodrum’a ilk defa git. Açıkçası ne yaz mevsiminin insanıyım, ne de sıcağı seviyorum. Ailem hep çalıştığından, babamın da üniversitedeki görevi yüzünden öyle yaz aylarını 3-4 ay boyunca Ege’de geçiren bir aile olmadık. Bundan rahatsız da değilim, 1 hafta yazlık bir alana gidince ruhum sıkılıyor. Bana soğuk iklim lazım.
Peki Bodrum bunun neresinde? Muğla seyahatinin ucunda. Muğla – Bodrum arası bildiğiniz gibi 1 saat olunca Muğla’ya gitmişken, Bodrum’a gitmeden dönmek olmazdı. Turizme yem olmuş yerleri sevemiyorum. Geçen yaz Kuşadası’nda yaşadığım bu durumun Bodrum’da da geçerli olduğunu gördüm. Sahte parfümcüler, çantacılar, “hello, hallo, holaaaaa$$$€€€”cılar sarmış güzelim Bodrum’un dört bir yanını. Öyle ki hepsi bir tilki çakallığı ile turist kovalıyor. Ya kardeşim yıllardır turist geliyor zaten neyine doyamadınız acaba? Sana, bana normal gelen bu tavırlar elin Alman’ı, İngiliz’i, Fransız’ı için ne garip, itici bir bilsen. Ağzına ağzına sokma diye bir pazarlama ilkesi gelişti de biz mi bilmiyoruz? Gramer eksik İngilizcesi ile elindeki malı sana satmak istiyor. Hakan Günday’ın Malafa’sını okuyanlar var mı? Ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır.
Çok ciddi olarak söylüyorum ki; gerek İstanbul’da Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı ve etrafındaki esnaf olsun ben bu turizm anlayışından nefret ediyorum. Aynı esnaf Efes Antik Kent’in girişindeki cafe ve restoranlarda da geçerli. “Turistik bi şey galiba, buraya para saçacak turistler gelir, bi güzel kazıklarız ve gözlerimiz euro dolar” mantığı ile adamlar her tarihi köşeye kök salmışlar. Buna tahammül edemiyorum. Kafasına göre restorasyonlar yapan Kültür Bakanlığı görmüyor mu bunları? Neyse Topkapı Sarayından bi üçlü kanepe alalım, tam bizim salona yakışır.
Madem ki bilinçliyiz. Artık sosyal-medyada “duyarlı” olmak vatani görev gibi bir şey oldu. Böyle şeylerden de bahsedelim. Satın alma o esnaftan, edebiliyorsan boykot et. Ülkene gelen turisti onlara götürme, önce kendi kültüre hakim ol kendini bunlara yedirtme zaten. Neyse bu manifesto vari cümlelerden sıkıldım. Buraya duyarlılık show yapmaya da gelmedim. Bodrum’u gerçekten çok sevdim. Çok sevdiğim için de vicdan azabı duydum. Tıpkı doğduğum, büyüdüğüm ve başına gelenlere dayanamadığım için, en yakın zamanda bırakıp gidecek olduğum İstanbul gibi..
Denizi, güneşi şimdilik size kalsın. Ben Bodrum’un Arkeoloji Müzesi’ne bayıldım. Tam adı “Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi”. İçeriye giriş ücreti 25tl. Baştan söylüyorum bilet fiyatı gayet uygun. Çıkışta müzenin kapısına biraz serinlemek ve dinlenmek için oturdum, o sırada yanımdaki kadınların müze ve bilet fiyatlarına yönelik yaptığı konuşmaya mecburen şahit oldum. Yok efendim kendi tarihimizi de mi parayla gezecek mişiz, tek kişi 25tl ise iki kişi 50tl imiş (das ist matematik, hesap makinesi gibi teyze maşallah). Bu yorumun maddi durum ile herhangi bir alakası yok. Teyzecim, gelmişsin Bodrum’a az sonra marinadaki cafe’lerde zaten yiyeceğin dondurma, içeceğin kahve ile 25tl’den daha fazla hesap ödeyeceksin, içeride seni etkileyecek, büyüleyecek bir devir ve yaşanmışlıklar var, üstelik kapsam açısından neredeyse İstanbul Arkeoloji Müzesi ile yarışır hatta daha iyi bakılmış hali, ve sen oturmuş bunun bilet fiyatını tartışıyorsun. Bir de “kendi tarihimiz” diye sahipleniyorsun, zaten o kadar ilgili olsan müzenin içinde olurdun. Ki, bu kadınlar müzeye girse “parayı da siz mi çıkardınız başımıza” diye Lidyalılar ile kavga eder. Müzeye girme ama git aç haydut esnaftan alışveriş yap. İşte sorun bu zaten.
Müzeye güneşin dik açıyla geldiği saatlerde sakın gitmeyin. Ben gittim, en son kulenin de tepesine çıktığımda kendimi zafer kazanmış gibi hissediyordum ama değdi tabii ki de. Yanınızda su ve şapka mutlaka olsun. İsterseniz kulaklık satın alıp, eserlerin tarihini de dinleyebilirsiniz. Fiyatı 15 tl idi. Müzenin dingin havasını, temizliğini ve bakımını çok sevdim. Darısı Türkiye’deki diğer arkeoloji müzelerinin başına. Erken Dönem Bizans Mozaik’i görünce bi 10 dakika bekledim, üzerine basan devlet bakanı çıkacak mı diye ama herhalde o sırada denize giriyordu. 15-20 dakikada şöyle bir gezerim diye düşünmeyin, müze için rahat rahat ayırabileceğiniz 1-2 saatiniz olsun. Bir yere yetişme telaşı ile gezilecek bir yer değil. İnternette bilet fiyatından dolayı gezmeyi tercih etmeyenleri okudum; siz bana kulak verin, Bodrum Arkeoloji Müzesine gitmeden dönmeyin. Bunların dışında bir şey tavsiye edemem, zaten şuranın beach club’ı harika vs gibi yorumları çoğu yerde okuyorsunuzdur ben işin o kısmı ile ilgilenmiyorum. Octoberfest zamanı Münih’e gidip, Octoberfest’e gitmemiş insanım, beni kalabalık basıyor. Bir sonraki sefer ise Zeki Müren Müzesi’ni gezmek istiyorum. Uzun bir yazı oldu, bakalım bu yorumlarıma sizler ne diyeceksiniz? Hadi bakalım, bekliyorum..

You Might Also Like

No Comments

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!