Seyahat, Türkiye

Muğla – Akyaka/Gökova Körfezi

20 Mayıs 2015
muğla-akyaka-gökova
Yaklaşık 2-3 hafta önce bir haftasonu seyahati yapma şansım oldu. Mezuniyet telaşı, jüri, ve finaller derken blog yazısı hazırlayacak olduğumu daha yeni hatırladım. Aslında hiç sevmem yazı bekletmeyi. Özellikle de seyahat yazıları beklemeye gelmez. Anında sıcak sıcak duygularla anlatmak lazım. Ama şimdi fotoğraflara tekrar şöyle bir baktım da Akyaka/Gökova gezisi de unutulacak gibi değilmiş yahu:) İlk defa gittiğim için tam anlamıyla bir keşif oldu. Bizi gezdiren, güzelce ağırlayan Sinem’e de ne kadar teşekkür etsek az.. Istanbul’dan Bodrum Milas Havaalanına geldikten sonra Muğla’ya Atlasjet’in servisleri ile ulaştım. Bu yolculuk da yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Zaten uçakla Istanbul-Bodrum arası kalk-in kısalığında olduğu için ulaşım süresi oldukça rahat ve kısa. Bir İstanbullunun semt değiştirdiği sürede ben yolculuğumu tamamlamış oldum. (Kaçınılmaz İstanbul göndermesi geldiğine göre Merve’nin yine buralardan gitmesi gerekiyor, hem de acilen)
İlk gün Eski Muğlayı ve çarşıdaki dükkanları şöyle bir turladıktan sonra (el yapımı eşyalar, hediyelik satan dükkanlar mevcut burada) hemen arkeoloji müzesine gittik. Gezilerden önce şehirde arkeoloji müzesi var mı, yok mu diye kontrol etmek alışkanlık oldu artık. Şimdiye kadar İstanbul Arkeoloji Müzesini, Efes Antik Kenti ve Konya Arkeoloji Müzesini blog’a yazdım. Merak edenler onlara da bir göz atmayı unutmasın. Muğla Arkeoloji Müzesi’ne giriş ücretsiz. Normalde böyle geziler öncesi müze kart çıkartmak oldukça faydalı oluyor. Bir sonraki yazıda Bodrum Arkeoloji Müzesi’ni yazacağım orada bahçede oturan teyzeler “kendi tarihimizi de mi parayla gezeceğiz” diye söyleniyordu. Aynı teyze içeriye girse “parayı da başımıza siz mi çıkardınız” diye Lidyalılar ile kavga eder..
Bu yazıdaki favorim ise; Muğla Arkeoloji Müzesine bıraktığı not ile minnoşluk seviyesinde çığır açan ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi olan arkadaş (14. fotoğraf) Kendisi notunda kimliğini açıklamamış ama olsun, belli ki gizemi seviyor. Bu not benim şimdiye kadar okuduğum en iyi anekdot. Müze yönetiminin yerinde olsam çerçeve içine alırdım, çok ciddiyim. P.S. burası harika…
Muğla Arkeoloji Müzesi tek katlı. Sağ ve sol olarak ayrılan iki ana bölüm var. Onun dışında ortada bahçe gibi ufak bir alanı bulunuyor. Bahçedeki açık havada da eserler sergileniyor. İçeride bir karmaşa yok, ben bu düzeni seviyorum. Genellikle arkeoloji müzelerinde çok fazla açıklamalar yer almaz ama bu müzede yer yer açıklanan eserler görüyoruz. Birçok yeni bilgi öğrenerek müzeden ayrıldığımı söyleyebilirim. 5. fotoğrafta ölülerin ağzına para konularak gömüldüğünü, aksi takdirde ölü ruhların Akheron ırmağının karşısına geçemeyeceklerine ve arafta kalacaklarına inandıkları yazıyor. 
Muğla’dan kalkan otobüsler ile Akyaka – Gökova’ya 1 saatte gidebiliyorsunuz. Bi ucu Akyaka bi ucu Gökova olan bu sahil şeridine ben bayıldım. Körfez içinde tekne turu yapmak inanılmaz keyifliydi. Yemek yemek için de Kordon Restoranı tavsiye edebilirim. Hizmet on numara beş yıldız olmasa da yemekler gayet leziz. Turistik beldelerdeki en büyük problem de hizmet zaten. Bu duruma özellikle bir sonraki Bodrum yazısında değineceğim. Son ama önemli bi tavsiye de güneşi mutlaka Akyaka/Gökova’da batırıp öyle bir gidin derim. Çay severler sahil kenarına akşam saatlerinde gelen semaver çaylı amcanın yanına kamp kurabilirler, ben üç yudumla içtiğim türk kahvesini güneşin batışıyla denk getirmeyi tercih ediyorum. Bodrum yazısı gelene kadar aşağıdaki adreslerden bana ulaşabilirsiniz. Ulaşın yani, ah nerede eski blogger yorumları..

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Kotekli 10 Ocak 2017 at 12:36

    Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık!

  • Bir Cevap Yazın

    error: Content is protected !!