Kırgızistan, Seyahat

Bişkek Seyahati 2 (Tanrı Dağları, yöresel yemek)

15 Temmuz 2014
kırgızistan-tanrı-dağları
Cuma günü yola çıktım ve 5.5 saatlik yolculuk sonrası Cumartesi sabah Bişkek’teydim. Sanmayın ki uçaktan indiğim gün dinlendim..Uçaktan indiğim gibi dağa çıktım! Hazırladığım video’da söylediğim gibi dağ havası yaramış olacak ki ne yorgunluk kaldı ne de başka bir şey. Bişkek’e neden geldiğimi ilk yazıda söylemiştim, bir hafta daha buradayım. Açıkçası gelmeden önce bu kadar güzel bir doğasının olduğunu tahmin etmemiştim. Tanrı Dağları’nın karşısında güneşte yanıp, kırmızı bir buruna sahip olana kadar vakit geçirdim.
Bişkek 1 milyon nüfuslu bir şehir. Kırgızlar hem Kırgızca hem de Rusça konuşuyorlar. Türkçeyi anlayanları da oluyor. İngilizce konusu ise biraz sıkıntılı. Özellikle dil konusunda burası turist olmak için pek ideal bir şehir değil. Şehir sanki 2000’li yıllarda değil de 1950-1960 yıllarından kalma gibi. Bu açıkçası benim çok hoşuma giden bir şey oldu. Avrupa’da değil belki ama bizde modernleşme sürecinde şehrin çarpık kentleşmesi maalesef doğal güzellikleri götürüyor, götürdü de. Bişkek’te ise böyle bir durum söz konusu bile değil. Zaten ekonomik olarak da o güce sahip değiller.
Tanrı Dağları; Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi kısımlarına yayılıyormuş. Tanrı Dağları 1,000,000km alanı kaplıyormuş. Dağa çıktığımız alan piknik yapmaya gelenler ile doluydu. Şehirdeki insan nüfusundan belki ama, dağlık arazide tek bir çöp bile görmediğimi belirtmek isterim. Gerçek anlamda korunabilmiş, insanoğlunun henüz keşfedemediği doğal güzelliklerden biri burası olsa gerek..

Yemek konusuna gelince, ben bu hususta her an her yerde sıkıntı yaşayabilirim. Yediğim şeyler belirli olduğu için “genellikle” yeni lezzetlere açık değilim. Yani bir Vedat Milor üslubuyla “ımmmmm kuzunun kemiğini mıncırmadan dönmeyin”diyemeyeceğim. Zaten kırmızı et de pek sevmiyorum. Bu da demek oluyor ki, birkaç gün sonra Bişkek’te aç kalacağım. Burada at etive kımız (at sütü) en revaçta olan yiyecek-içeçeklerden. Ve etli yemek yiyenler, etin lezzetini gayet beğeniyor. Video’da gördüğünüz biberli makarnaya benzeyen şey ise benim yediğim akşam yemeğiydi. Lezzeti de yerindeydi. Normalde etli yapıyorlarmış. Ve bir de siyah çay bizim alıştığımız siyah çaya göre çok daha açık renkte. Çay bardakları ise minik bir kase gibi, bu bana çok sevimli geldi. (^^^ hayır ya bundan yapmayacaktım…….) 

Yol kenarlarında ise fotoğrafta gördüğünüz “çilekçi teyze” diyebileceğimiz kadınlar duruyor. Kavanozlar içinde çilek satıyorlar. Çilekler için de “çilek gibi çilek” demek istiyorum. Tadı, kokusu yerinde. Mini minnacık dağ çileği… Evet burada çileğe tam puan veriyorum.

You Might Also Like

No Comments

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!