Genel

Benimle gelen?

20 Haziran 2014
Merhaba, biraz dertleşebilir miyiz? Son 1 yıldır çevremdeki insanlara blog yazdığımdan bahsediyorum ya da bahsedebiliyorum. Neden bilmiyorum ama buradaki ben %100 ben değil. Sabah kalkıp, cibinliğini aralayan daha sonra müze gezen, çıkışında da bir tiyatro oyununa giden ve akşam uçağıyla da seyahat eden biri değilim. Şaşırdınız değil mi? Sabah kalkıyorum ve eğer bu şehirde isem toplu taşıma kullanacak olduğuma yanıyorum. Kafamın içi kadar “bağımsız” olan haberler de bu duruma tuz biber oluyor.
Eskiden hatırlayanlar varsa çok saçma sapan şeyler paylaşıyordum burada. O yıllara göre belki saçma değildi ama ne yapmak istediğini bilmeden yapılan şeyler böyle oluyor zaten. Daha sonra Almanya maceram ile şekillenmeye başladı. Bir kere seyahat etmenin ne demek olduğunu anlamıştım. Ve bunu hayatım boyunca yapmak istediğimi. Ama bu istek “amman ya bir gün gideceğim buradan” diye sarf edilen günlük cümlelerden almıyordu kaynağını. Bir başka bağ ile bağlıyım gitmeye. Çünkü biliyorum gideceğimi. Genel algıya göre gitmek biraz hüzünlüdür ve ayrılığı temsil eder. Beni ise heyecanlandırıyor. Her şey ben gittiğimde başlayacak gibi hissediyorum. Kendimi ait hissettiğim yeri sorarsanız söyleyemem.
Seyahat yazıları sonrasında kültür-sanat yazıları yazmaya başladım. Üniversiteye kadar olan eğitim-öğretim hayatımda ne kadar başarısızsam, sanatla da o kadar ilgiliydim. Gerçekten neden böyle bir eğitim sistemine sahibiz ki? Eğitim sistemine dair eleştiriler bile yaratıcılıktan yoksun; “ezberci eğitim sistemi..” Bu eleştiri ezber bozdu çünkü.. Eleştirilerin bir misyonu olacaksa, ilk önce sunduğu yargılar ile çözüme ulaştırmaları gerekir. Diğerleri “tatlı su muhalifi” olarak tabir ettiğimiz, bugün aslında hepimizin biraz bazen olduğu yarı ve yetersiz farkındalık ile eş değer. Farkındayız ama hiçbir şey değişmiyor. Kim bize bunun farkındalık değil de kabullenmek olduğunu söyleyecek? 
Son 5-6 aydır hiç düşünmediğim kadar blog’umu düşünüyorum. Kendimi sık takip ediyorum. Adeta bir açığımı yakalamak için pusuya yattım. Çünkü bir şeyler pek de dilediğim gibi gitmiyor. Bir yandan dünyada bu işlerin nasıl yapıldığına dair araştırmalar yapıyorum. “Adamlar yapmış..” demeden yola baş koymak olmaz çünkü. Acı ama gerçek, dünya nüfusunun bir kısmının sahip olduğu yaşam standardı şu an en revaçta olan paylaşım içeriklerden. Bir kitle sahip olduklarını paylaşıyor, diğerleri de bir gün onlara sahip olma ümidiyle takip ediyor. Tıpkı şu an satın aldığımız şeylerin yalnızca “ürün” olmaması ve beraberinde yaşam standardı ve stili satması gibi. İnsanoğlu kodlanmayı kabul etti çünkü içerisinde “diğerlerinden ayrılma” ihtimali barındırıyordu. “Bugün sen de herkes gibisin, ama yarın da öyle olacağını kim söyledi?” Kendi içerisinde başarısız olan bu tezi bakalım daha ne kadar pazarlayacaklar..
Her blog yazarı zaman zaman “artık yazmayacağım” der. Bu aralar ben de tam böyle hissediyorum. “Yazılar okunuyor ama artık eskisi gibi yorum gelmiyor. Yazı okumaya üşenenler hazırladığım videoları da izlemiyorlar. Paylaştıklarım ilgi çekici değildir belki? BELKİ Mİ??! Eğri otur, doğru konuş. Perende at, kendini eleştir.” Derken bir yanım, bir yanım da güzel şeylerin olduğunu, hayalimdeki projelerden bazılarının gerçekleşmiş bile olduğunu hatırlatıyor. Daha sonra tekrar yılıyorum her şeyden ve bir mesaj geliyor; “yazdıkların, blog’un ne kadar da samimi..” Böyle düşünen insanlara, burayı okuyanlara teşekkür ediyorum. Bilin ki ne zaman biri böyle şeyler söylese bulutların üzerindeyim. Bulutların üzerinden indikten sonra gözlerim dolu dolu oluyor..
“Evet sen sevgili takipçi, follower’larım, paylaştığım post’u saniyesinde like’layanlarım ve sen caps lock açık akraba…” gibi cümleler ise kuramayacağım hiçbir zaman. Yıllardır yazdığım blog maceramda çılgın rakamlara ulaşamadım. Ne tesadüf ki amacım da bu değildi. Kendimi mi avutuyorum? Hayır, aksine bunu bile sorguluyorum. Çünkü “insanlar basit ve kolay hazmedilecek şeyler görmek istiyorlar” dersem kolaya kaçmış olurum. Olumsuz durumlarda ortaya çıkan tespitler günü kurtarıyor sadece. Hayalimdeki projelerin bir ayağı “follow&like” rakamlarına dayanıyor. Matematikle aram zaten hayatım boyunca hiç iyi olmadı. Keşke “yere batsın rakamlar” diyerek çekilseydim, ama ben gideceğim bu hayallerin peşinden. Benimle gelen? Gelin yani olur mu..

You Might Also Like

3 Comments

  • Reply Bahar 4 Ağustos 2016 at 19:21

    Merhaba
    Blogunu stalkliyorum mu desem yoksa yazilarini okumaya doyamadim mi desem bilemedim ama gerçekten harikasin

    • Reply mervetuncay 8 Ağustos 2016 at 12:06

      Merhaba Bahar,
      Hayırlı stalklar diliyorum öyleyse, ne mutlu bana hahah:)
      Çok teşekkür ederim, yeni yazı yazmak için blog’a girdim haftalar sonra ve yorumunu görünce motive oldum.
      Sevgiler<3

  • Reply emre 8 Ağustos 2016 at 20:18

    Yilin takipcisi llma yonunde hizla ilerliyorum.senenin sonunda bu barcelona tatili fena olmaz bence ben yazilarini keyifle okuyorum ve samimi buluyorum.sanirim tum sosyal medya mecralarin da da takip ediyorum😀

  • Bir Cevap Yazın

    error: Content is protected !!