Dilan Bozyel, Röportaj, Sanat

“Dilan Bozyel” bir sergi hazırlığı

10 Nisan 2014
dilan-bozyel-sanatçı

Herkese merhaba, daha önce Wet Poem isimli sergisini buraya yazarken hepimizin diline dolandırıp da bir türlü yapamadığı hayallerin peşinden gitme olgusunu pratiğe geçiren ve insanlığı ile kendine hayran bırakan, her röportajında “acaba ne dedi, nasıl cevap verdi” diye merak ettiğim, ender sanatçılarımızdan biri olduğundan bahsetmiştim Dilan Bozyel’in. Şimdi ise, benim için ne kadar büyük bir şanstır ki, 23 Mayıs – 29 Haziran 2014 tarihleri arasında Mixer’de gerçekleşecek olan Yarın Yapayalnız sergisi için Dilan Bozyel‘in “Kimseye Etmem Şikâyet” isimli çalışmasının öyküsünü, bir sanatçının çalışma alanını ve sergiye doğru hazırlanırken yaşadığı süreci yani tam anlamıyla bir “kamera arkası” yazısı yazacağım.

Bugün itibariyle serginin açılış günü olan 23 Mayıs tarihine kadar her gün yeni bir kamera arkası yazısı burada olacak. Yazacak olduğum yazılara iki adet video eşlik ediyor. İlki çekim gününü anlatan bir backstage videosu, ikincisi ise Dilan Bozyel ile sergi hakkında konuşmaya başladığımız ve -haliyle- yalnızlıktan çıktığımız bir röportaj videosu.

Mekan: Boom Stüdyo

Işık/Model/Retouch/Stüdyo ekip: Eray Eren, Didem Dinç, Alper Sümer

*Yazıda yer alan son iki fotoğraf Eray Eren tarafından çekilmiştir.

“Mixer Açık Depo yapısı içerisinde küratörlüğünü Gülben Çapan ve Mehmet Kahraman’ın üstlendiği Yarın Yapayalnız karma sergisi kişisel ayrılıklarımız sonrasında ortaya çıkan duygusal durumlarımızı ele alan bir yapı çerçevesinde kendini tanımlıyor. Sergiye katılacak sanatçılar : Alican Leblebici, Cansu Gürsu, Cem Ersavcı, Dilan Bozyel, Gülşah Bayraktar, Melis Binay , Murat Berköz, Murat Salcı, Nalan Alaca

Selim İleri’nin kitabı Yarın Yapayalnız’dan referans alarak oluşturulan serginin kavramsal çerçevesi gerçek hayattaki acı ya da sevinç, mutluluk, bakışmalar, gülümseyişler, veda edişler, ayrılık sözlerini görselleştiren bir yapı kuracaktır. Edebi bir metnin kendini görsel imajlarla tanımlamaya giriştiği bu yapı belleğimizde kalan yaşanmış, gönülde izi kalmış duygusal durumlara dair bir kapı aralayacak. Duyumsadıklarınızın sözcüklerinizde eriyip gitmesi, sözcüklerin yetersizliğidir. Dile getirdikleriniz de zaten eriyip gitmiştir. Ayrılığın ilkyazı geçmiştir. Birçok ayrılığın yazları da geçmiştir. Geçmiş ve şu an arasındaki geçiş sürecinden duygusal kırıklarımızı dil ile tanımlamak her zaman sınırlı kalıyor. Fakat farklı görsel imajlarla tanımlamaya çalışarak farklı bir bakış açısı çerçevesinde yeniden geçmişe ait olanları yeniden düşünmenin önemli olduğuna dair bir sunum olacaktır.

Bu bağlam üzerinden sanatçılardan farklı disiplinlerde çalışmalar sergilenecektir. Melis Binay, Murat Berköz ve Alican Leblebici yağlı boya portre çalışmalarıyla kişinin yalnızlığını “tekil” olmak üzerinden betimlerken, Dilan Bozyel ayrılık duygusunu fotoğraf çalışmalarıyla ifadeler üzerinden tanımlıyor. Nalan Alaca yalnızlığın aslında karanlıklaşmak olduğunu, siyah ve beyaz illüstrasyonlarıyla anlatırken, Cansu Gürsu’nun resim çalışmaları yalnızlığımızla yüzleşme ile ilişkiyken, Cem Ersavcı’nın fotoğrafları bireysel yalnızlıklarımızla mekânsal terkedilmişlikleri bir arada gösterecek. Ayrıca Gülşah Bayraktar’ın tarihi belirsiz buluntu fotoğraflardan etkilenerek oluşturduğu resimlerindeki nostaljik hüzün ile Murat Salcı’nın yaptığı resimler ayrılıklar sonrasında zihinde süreç içerisinde tanımsız hale gelen imajlar ile tamamlanacak.”

You Might Also Like

No Comments

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!